|
Kurtuluş Savaşında Urfa
Urfa ve çevresi, mütarekenin kapsamı dışında
kalmasına rağmen Mondros Mütarekesi'nin 7.
maddesi bahane edilerek 7 Mart 1919 (Resmi
belgelere göre 24 Mart) tarihinde İngilizler
tarafından işgal edilmiştir. 30 ekim 1919
tarihine kadar süren İngiliz işgalinde,
Urfa'da belirtilmeye değer önemli olaylar
gelişmemiş, nevar ki, İngilizler işgal
süresince, aşiretleri silahlandırarak
birbirlerine düşürmeye çalışmışlardır.
İngilizler, petrol bulunan bölgelerde kısmen
başarılı olmuşlardır. Böylece, bölgede
"İngiliz Muhibbi" aşiretler ortaya
çıkmıştır. İngiltere ile Fransa arasında
yapılan Sykes-Picot Antlaşmasıyla bölge
nüfuz alanlarına ayrılmış ve Urfa
15.Eylül.1919 tarihli "Suriye ve Kilikya'da
İşgal Kuvvetlerinin Değiştirilmesine İlişkin
İngiliz-Fransız Anlaşması" gereğince
Fransa'nın payına düşmüştür.
Urfa, 30-31 Ekim günlerinde Fransızlarca
işgal edilmiştir. İşgal kuvvetlerinin ancak
100 kadarı Fransız, geri kalan büyük kısmı
ise çoğu Müslüman olan sömürge askerlerinden
oluşmuştur. Şehirde, Jandarma Komutanı Ali
Rıza Bey'le Belediye Reisi Hacı Mustafa'nın
önderliğinde oluşturulan Müdafaai-Hukuk
Cemiyeti, giderek güç kazanmış ve
gelişmiştir. Cemiyetin varlığını haber alan
Fransızlar, Ali Rıza Bey'i Fransız
karargahına çağırarak tutuklamış, ancak Ali
Rıza Bey bir yolunu bulup Siverek'e
kaçmıştır. Bu olaya, çok sinirlenen
Fransızlar, halkı yıldırmak için sert
uygulamalara yönelmiş bununla da
yetinmeyerek memurların atanmasından
belediye bütçesinin düzenlenmesine kadar her
alanda yönetimi ele geçirmeye
çalışmışlardır. Binbaşı Ali Rıza Bey'in
yerine atanan Yüzbaşı Ali Saip bey, 29
aralık 1919 tarihinde Urfa'ya gelmiş, burada
harekete hazır bir Cemiyet bulmuş ve
görüşmelere başlamıştır. 15 Ocak 1920'de bir
ayaklanma planlayan Ali Saip Bey, bu
girişiminin Fransızlarca haber alınması
üzerine Siverek'e kaçmıştır. Siverek'te Cudi
Paşa ve Mehmet Emin Bey gibi aşiret ileri
gelenleriyle görüşüp kuvvet toplayan Ali
Saip Bey; Badıllı Sait Bey ile İzollu Bozan
Bey kuvvetlerinin de katılmasıyla oluşan
millî kuvvetlerle 7 Şubat günü Karaköprü
Köyüne (şimdi belde ve belediyeliktir)
gelmiştir.
Fransızlara şehri 24 saat içinde
boşaltmaları için gönderilen ültimatom kabul
edilmeyince Urfa Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin
yöneticilerince karşılanan kuvvetler,
Cemiyet Milisleri'yle birlikte şehri işgal
etmiş ve Fransızları yerleştikleri binalarda
kuşatmışlardır. Suruç ve Akçakale
aşiretlerinin de katılmasıyla düşman
kuvvetinin çok üzerinde bir kuvvet
oluşmasına rağmen, savaşanların düzenli
birlik disiplininden uzak olmaları ve
savaşçıların iyi yönetilememesi yüzünden bu
kuşatma hem uzamış, hem de çok kayıp
verilmiştir. Kuşatmanın uzaması her iki
tarafı da yıpratmış ve karamsarlığa
düşmelerine yol açmıştır.
Urfalılar sık sık resmi (askeri)
kuruluşlardan düzenli birlik gönderilmesini
istemiş, ancak düzenli birlik göndermenin
Fransa'ya savaş ilanı anlamına geleceğini
düşünen hükümet buna yanaşmamıştır.
Erzaklarını tüketen ve artık katırları kesip
yemeye başlamış olan Fransızlar,
Cerablus'dan bekledikleri yardım gelmeyince
Urfa'dan 'şerefle' ayrılmanın yollarını
aramaya başlamışlardır.
Bulunan çözüm şöyle olmuştur:
Ermeniler Türklere başvurup, "Fransızlara,
Ermenilerin yiyeceklerinin bittiğini,
kuşatma sürerse açlıktan öleceklerini
söylerseniz bizi bu durumdan kurtarmak için
şehri terk ederler," diyecekler; bunun
üzerine Fransızlar 'insani' duygularla şehri
terk edeceklerdi. Ancak Ermeni cemaati bu
formüle yanaşmamıştır. Bu gerekçeyle şehrin
boşaltılması gerçekleşirse, Fransızlar
gittikten sonra Urfalılar, "Fransızlar sizin
için geldi ve sizin hatırınız için gittiler"
diyerek Ermenilerden öç almaya
kalkabilirlerdi. Bunun üzerine Fransızlar
Amerikan Yetim Evi Yöneticisi Mis. Holmes'la
bağlantı kurmuşlar, Müdafaai Hukuk Cemiyeti
ile yapılan görüşme sonucunda da birtakım
şartlarla Urfa'dan gitmeyi kabul
etmişlerdir. Buna göre Ermenilerin can
güvenlikleri sağlanacak, malları ve hakları
korunacaktı. Urfa'da ölen Fransızların
mezarlarına saygı duyulacak, ağırlıkların
taşınması için yük arabaları ve deve
verilecekti. Esirler geri verilecek, Urfa
eşrafından 10 kişi gidecekleri yere kadar
onlara eşlik edecekti. Eşraftan on kişi
yerine Jandarma Teğmeni Ömer İzzet Efendi
komutasındaki on jandarma eşliğinde, gece
yarısı, Suruç yolundan Cerablus'a doğru
hareket eden Fransızların şehri terk ediş
şekli, Müdafai Hukuk Cemiyeti Üyelerinin bir
bölümü, Ali Saip ve Cemiyetin bazı
üyelerinin şartları kabul etmelerini
içlerine sindirememişlerdi. Gece,
Fransızların geçecekleri yol üzerinde,
Şebeke Boğazında mevzilenen milis ve aşiret
kuvvetleri Fransızlarla gün doğuşuna kadar
çatışmışlardır. Silah seslerinin duyulması
üzerine bütün şehir halkı, Şebeke'ye
koşmuştur. Üç saat süren çatışma sırasında
Urfalılar çok kayıp vermiş; Fransızların
kaybı ise 296 ölü ve 67 yaralı olmuştur. 140
kadar Fransız da esir edilerek Urfa'ya
getirilmiştir. Urfa'nın kaderini belirleyen
ve şehre yıllar sonra "Şanlı" ünvanını
kazandıran bu Savaş 11 Nisan 1920 günü
meydana gelmiştir.
|